Kategoriler
CEZA HUKUKU

ÖLDÜRME SUÇU

Kasten öldürme

MADDE 81.

(1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

 
GEREKÇE Maddede kasten öldürme suçunun temel şekli tanım­lanmıştır. Maddede yapılan düzenlemeyle, 765 sayılı Türk Ceza Kanunundan farklı olarak, suçun temel şekli açısından müebbet hapis cezası öngörül­müştür. Bu düzenlemeyle, kişinin hayat hakkına verilen önem vurgulanmıştır.
 

Nitelikli hâller

MADDE 82. (25.5.2005 gün 5357 Sayılı Kanunla Değişik)

(1) Kasten öldürme suçunun;

a) Tasarlayarak,

b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,

c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanmak suretiyle,

d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı,

e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı,

g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,

i) Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,

j) Kan gütme saikiyle,

k) Töre saikiyle, İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

 
GEREKÇE Maddede, kasten öldürme suçunun, ağırlaştırılmış mü­ebbet hapis cezasını gerektiren nitelikli hâlleri belirlenmiştir. Söz konusu suçun seçimlik olarak belirlenen bu nitelikli şekilleri, bentler hâlinde sıra­lanmıştır. (a) bendinde, kasten öldürme suçunun tasarlayarak işlenmesi, bir nite­likli hâl olarak kabul edilmiştir. (b) bendinde, öldürme suçunun canavarca hisle veya eziyet çektirerek işlenmesi bir nitelikli hâl olarak öngörülmüştür. Bent kapsamında iki seçim­lik harekete yer verilmiştir. Kişinin acıma hissi olmaksızın bir başkasını öldürmesi hâlinde cana­varca hisle öldürme söz konusudur. Canavarca hisle öldürmenin arzettiği özellik, öldürmenin vahşi bir yöntemle gerçekleştirilmesidir. Kişinin yakıla­rak, uyurken kulağının içine kızgın yağ dökülerek ya da vücudu parçalana­rak öldürülmesi, buna örnek olarak gösterilebilir. Bu bentte yer verilen ikinci seçimlik hareket ise, kişiye eziyet çektiri­lerek öldürülmesidir. Bu durumda, kişi hemen değil, belli bir süreç içinde acı çektirilerek öldürülmektedir. Örneğin kişiye gözleri çıkarılarak, kulağı ve sair organları kesilerek acı çektirilmekte ve sonuçta öldürülmektedir. (c) bendinde ise, öldürmenin genel tehlike yaratmak ya da tehlikeli araçlar kullanılmak suretiyle işlenmesi, bu suçun nitelikli hâli olarak tanım­lanmıştır. Genel tehlike yaratmak, başlı başına bir suç oluşturmaktadır. Ge­nel tehlikeye sebebiyet verme suçunun oluşabilmesi için ölüm veya yara­lama ya da malvarlığına zarar verme gibi bir neticenin meydana gelmesi gereksizdir. Bu nedenle, kasten öldürme suçunun genel tehlike yaratmak suretiyle işlenmesi hâlinde, hem genel tehlike yaratma suçu hem de kasten öldürme suçu birlikte gerçekleşmiş olmaktadır. Fikri içtima hükümleri uy­gulanmak suretiyle bu durumda kişiye daha ağır cezayı gerektiren kasten öldürme suçundan dolayı cezaya hükmetmek gerekecektir. Ancak, bu bent hükmüyle söz konusu durum, kasten öldürme suçunun nitelikli hâli olarak kabul edilmiştir. (d) bendinde ise, kasten öldürme suçunun belli akrabalık ilişkisi içinde bulunulan kişilere yani üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı işlenmesi, bu suçun diğer bir nitelikli hâli olarak tanımlanmıştır. (e) bendinde, kasten öldürme suçunun çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlen­mesi, bu suç açısından bir nitelikli hâl olarak öngörülmüştür. Çocuk olması veya ileri yaşı, hastalığı, malûllüğü veya ruhî veya fizik güçsüzlüğü nede­niyle kendini korumaktan âciz bir kimseye karşı fiilin işlenmesi, gerek fail­deki ahlâkî kötülüğün mefruz çokluğu gerek fiilin icrasındaki kolaylık dola­yısıyla, nitelikli hâl sayılmıştır. (f) bendinde ise, kasten öldürme suçunun gebe olduğu bilinen kadına karşı işlenmesi bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. Suçun gebe kadına karşı işlenmesi hâlinde iki hayata son verilmektedir. Bu nedenle, belirtilen durumda faile daha ağır ceza verilmesi öngörülmüştür. Failin söz konusu nitelikli unsur dolayısıyla sorumlu tutulabilmesi için, mağdurun gebe oldu­ğunu bilmesi gerekir; yani suçun bu nitelikli unsuru açısından failin doğru­dan kastla hareket etmesi gerekir. (g) bendinde, suçun kamu görevlisine karşı ve görevini yerine getir­mesi dolayısıyla işlenmesi, bu suçun nitelikli hâli olarak kabul edilmiştir. Suçun salt kamu görevlisine karşı işlenmesi yeterli değildir; mağdurun, göre­vinin gereklerine uygun davranılması dolayısıyla öldürülmesi gerekir. Hatta, kamu görevliliği sıfatı sona ermiş olsa bile, kişinin kamu görevinin gerekle­rine uygun davranması dolayısıyla öldürülmesi hâlinde de bu nitelikli unsur oluşacaktır. (h) bendinde, bu suçun güdülen amaç itibarıyla nitelikli hâline yer ve­rilmiştir. İşlenmiş olan bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmekte olan bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla, kişi öldürül­düğünde, amaç suç araç suç ilişkisi söz konusudur. Suçun bu nitelikli hâlinin oluşabilmesi için, belirtilen amaçlarla bir kişinin öldürülmesi yeterlidir; öl­dürmek suçuyla amaçlananın gerçekleşmesi gerekmez. Bu nedenle, örneğin bir banka soygununu gerçekleştirebilmek amacıyla öldürme suçunun işlen­mesi hâlinde, fail hakkında bu nitelikli unsur dolayısıyla cezaya hükmedile­cektir. Banka soygununun gerçekleşmesi hâlinde, failin ayrıca bu suçtan dolayı da cezalandırılması gerekir. Başka bir deyişle, bu gibi durumlarda gerçek içtima kurallarını uygulamak gerekir. (i) bendine göre; yerleşmiş Yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere, kan gütme saikiyle öldürme hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilmesi, fiilin sadece kan gütme saikine bağlı olarak işlenmiş olması hâlinde söz konusu olabilecektir. Ancak, belirtilmelidir ki, haksız tahrikin koşullarının bulunduğu hâllerde, bu bent hükmü uygulanamaz. Nihayet, (j) bendine göre; töre saikiyle öldürme hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilecektir. Ancak, bu hükmün uygulanabil­mesi için, somut olayda haksız tahrikin koşullarının bulunmaması gerekir.
 

Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi

MADDE 83.

(1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.

(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;

a) Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanunî düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,

b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması,

Gerekir.

(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hâllerde ise on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir.

GEREKÇE Madde metninde kasten öldürme suçunun ihlâli davra­nışla işlenmesi düzenlenmiştir. İhmal, kişiye belli bir icraî davranışta bulunma yükümlülüğünün yük­lendiği hâllerde, bu yükümlülüğe uygun davranılmamasıdır. Belli bir icraî davranışta bulunma yükümlülüğüne aykırı olarak bu davranışın gerçekleşti­rilmemesi sonucunda, bir insan ölmüş olabilir. Örneğin, bir sağlık kurulu­şunda görev yapan tabip, durumu acil olan bir hastaya müdahale etmez ve sonuçta hasta ölür. İhmali davranışla sebebiyet verilen ölüm neticesinden dolayı sorumlu tutulabilmek için, neticeyi önlemek hususunda soyut bir ahlakî yükümlülü­ğün varlığı yeterli değildir; bu hususta hukukî bir yükümlülüğün varlığı ge­reklidir. Neticeyi önleme yükümlülüğü, bazı durumlarda koruma ve gözetim yükümlülüğüne dayanmaktadır. Bu yükümlülüğün kaynağı önce kanundur. Kişilere belli durumlarda belli bir yönde icraî davranışta bulunma konu­sunda kanunla yükümlülük yüklenmektedir. Örneğin velayet ilişkisinin ge­reği olarak ana ve babanın çocukları üzerinde koruma ve gözetim yükümlü­lüğü bulunmaktadır. (22.11.2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, madde 335 vd.). Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, başlı başına bir haksızlık ifade etmektedir. Koruma ve gözetim yükümlülüğünün iradî biçimde üstlenilmesi, neti­ceyi önleme yükümlülüğünün ikinci bir kaynağını oluşturmaktadır. Bir başka ifadeyle, koruma ve gözetim yükümlülüğü, bir sözleşme ilişkisinden kaynaklanabilir. Bu konudaki üçüncü grubu, öngelen tehlikeli fiilden kaynaklanan ne­ticeyi önleme yükümlülüğü oluşturmaktadır. Örneğin, taksirle bir trafik ka­zasına neden olan kişi, kaza sonucunda yaralanan kişilerin bir an önce tedavi edilmelerini sağlama konusunda bir yükümlülük altına girmektedir. Bu yü­kümlülüğün yerine getirilmemesi sonucunda yaralı kişinin ölmesi hâlinde, bu neticeden dolayı kazaya sebebiyet veren kişiyi de sorumlu tutmak gere­kir. Kasten öldürme suçu gibi, kanunî tanımında belli bir fiilin icrasının yanı sıra bir neticeye de unsur olarak yer verilmiş olan suçlarda, söz konusu netice, ihmali bir davranışla da gerçekleştirilebilir. Bu itibarla, bir sağlık kuruluşunda görev yapan tabibin, durumu acil olan bir hastaya müdahale etmemesi sonucunda hastanın ölmesi hâlinde; ihmalî davranışla öldürme suçunun işlendiğini kabul etmek gerekir. Ancak, ihmalî davranışla öldürme suçu, kasten işlenebileceği gibi taksirle de işlenebilir. Belli bir yönde icraî davranışta bulunma yükümlülüğü altında bulunan kişi, bu yükümlülüğün gereği olan icraî davranışta bulunmaması sonucunda bir insanın ölebilece­ğini öngörmüş ise, olası kastla işlenmiş olan öldürme suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Buna karşılık, belli bir yönde icraî davranışta bulunma yükümlülüğü altında bulunan kişi, bu yükümlülüğe aykırı davrandığının bilincinde olduğu hâlde, bunun sonucunda bir insanın ölebileceğini objektif özen yükümlülüğüne aykırı olarak öngörmemiş ise; taksirle işlenmiş öl­dürme suçundan dolayı sorumlu tutulmak gerekir. Maddenin ikinci fıkrasında, kasten öldürme suçunun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, suçun icrai davranışla işlenmesine nazaran temel cezada indirim yapılmasına ilişkin olarak mahkemeye takdir yetkisi tanınmıştır.

Taksirle öldürme

MADDE 85. (Değ.31.03.2005 gün 5328 S.K.)

(1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 
GEREKÇE Madde metninde, taksirle öldürme suçu tanımlanmıştır. “Genel Hükümler” başlıklı Birinci Kitapta yer alan taksire ilişkin hükümler, bu suç açısından da geçerlidir. Maddenin ikinci fıkrasına göre; fiilin, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla insanın ölümüyle birlikte, bir veya birden fazla kişi­nin yaralanmasına neden olması hâli, birinci fıkraya göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren neden oluşturmaktadır.
AÇIKLAMA: (1) Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış sonucu bir insanın ölümüne neden olma yaptırım altına alınmıştır.  Dikkat ve özen yükümlülüğünün kıstası ,icra edilen faaliyetin bağlı olduğu kurallardır(sürücü ve yayalar için trafik kuralları,sağlık mensupları için tıp kuralları gb.). Konu ile ilgili kurallara uygun davranmak “objektif özen yükümlülüğünü” oluşturur. Failin bu davranışının gereklilik yargısına aykırılığını öngörebilmesi kusurluluğun belirlenmesinde önemlidir. Bize göre,failin gereken özeni göstermiş olması durumunda dahi, sonucun yine meydana geleceği belirlenen durumlarda failin cezalandırılmaması gerekir.Çünkü bu durum, Ceza  Hukuku kurallarına uygun düşmeyeceği gibi, “sonucun gereken özenin gösterilmemiş olmasından kaynaklanması” kuralı ile bağdaşmaz. Bu nedenle, bilirkişiden failin hangi kurallara uymadığı için bu sonucun doğduğu ve ayrıca, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiş olması halinde sonucun doğup doğmayacağının sorulması gerekmektedir. (2) Birden fazla insanın ölmesi veya bir veya birden fazla insanın ölümüyle birlikte bir veya birden fazla insanın yaralanmış olması  suç için ağırlaştırma nedeni sayılmıştır. Tanıtım Seminerlerinde ,765 sayılı TCK 455 ve 459. maddeleri ile ilgili kararlarda,suçun ağırlaştırılmış hali kapsamındaki olaylarda,yaralananların raporlarının suçun şikayete bağlı hali kapsamında olduğu durumlarda ,yasada bu durumun ayrıca düzenlenmiş olmaması nedeniyle fiille orantılı olmayan sonuçlar doğduğundan Yargıtay’ın suçun niteliği elvermemesine karşılık hakkaniyet gereği, şikayet bulunmayan hallerde ağırlaştırıcı halin uygulanmaması gerektiği şeklindeki içtihatları örnek gösterilerek aynı uygulamanın sürdürülmesi gerektiği savunulmuştur. Bu görüşe katılmak mümkün değildir. TCK’nun  42. maddesindeki ;”biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir” ifadesi göz önünde tutulduğunda,2. fıkradaki suçun bu kapsamda bulunduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Birleşik suçun bölünemeyeçeği Ceza Hukukunun temel kurallarındandır.Birleşik suç,kendisini oluşturun suçlardan bağımsız yeni bir suç tipidir.Tekrar kendisini oluşturan suçlara ayrılamaz(sıcak suya şeker katılıp karıştırıldığında ,nasıl şeker ve su ayrılamıyorsa ve ismi artık şeker ve su değil, şerbetse birleşik suç da yeni ve bağımsız bir suç tipidir)! Bu nedenle, 2. fıkra kapsamında, bir kişinin ölümü ile birden fazla kişinin taksirle yaralanması halinde, yaralıların şikayetçi olmaması durumunda 1. fıkranın uygulanması gerektiği,Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğu    şeklindeki düşünce temel kurallarla bağdaşmamaktadır. Madde dikkatli incelendiğinde,Yasanın başka hiçbir maddesinde olmayan bir özellik bulunduğu,765 sayılı yasanın ilgili maddelerindeki nitelikli hallerde ortaya çıkan hakkaniyete aykırı sonucun doğmaması için gereken önlemin aldığı anlaşılacaktır.Şöyle ki,maddenin 1. ve 2. fıkralarında öngörülen cezaların üst sınırları arasında 9 yıl gibi ,bir kattan fazla fark olmasına karşılık , alt sınır her iki fıkrada da 3 yıl olarak belirlenmiştir. Bunun anlamı , kanun koyucu tarafından 765 Sayılı TCK ‘undaki problemin belirlenerek uygulamacıya fiille oranlı ,hakkaniyete uygun bir karar verme seçeneğinin sunulmuş olmasıdır. Bu nedenle,yasanın ruhuna ve hukukun temel kurallarına aykırı yorum yapılmasını gerektirecek bir zorunluluk bulunmamaktadır.

TCK m.81: “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

Bu suç tipiyle “yaşama hakkı” korunmak istenmiştir. İnsana ait en mühim değer olan yaşama hakkının ihlaliyle fail, müebbet hapis cezasıyla cezalandırılacaktır. Yaşama hakkının kaynağı ise Anayasa’nın 17. maddesinde “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” şeklinde iken AİHS’in 2. maddesi ise “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur.” şeklindedir.

Kanun maddesinde düzenlenen fiili gerçekleştiren kişi, suçun faili olacaktır. Kasten öldürme suçu, herkes tarafından işlenebilen suçtur. Fail tarafından bir başka kişiye karşı öldürme fiili gerçekleştirilmelidir. Öldürme olayında bir başkasının yaşamına son veren kişi mevzubahis suç açısından fail olacaktır. Kişinin kendi yaşamını sona erdirmesi öldürme değil, intihar olup bu da suç olarak kabul edilmemektedir.

Mağdur, suçun konusunun ait olduğu kişidir. Bu suçun mağduru, öldürülen insandır. Ölmüş bir kimseye yönelik olarak gerçekleştirilen davranışlar, ölümcül nitelikte olsa dahi öldürme suçundan ve suçun konusu olan insandan söz edilemeyecektir. Şayet bir kişi yaşadığını zannettiği birine karşı öldürme kastıyla harekette bulunuyor olsa bile ölen bir kişiye karşı bu suç işlenemeyecektir. Bu halde “işlenemez suç” söz konusu olacaktır.

Suçun konusu, suçun üzerinde gerçekleştiği kişidir. Kasten öldürme suçunun konusu, insandır. Bu suçta mağdur ve konu unsurları aynı olup yaşayan bir insandır.

Kasten öldürme suçu, serbest hareketli suç olup ölüm neticesine yönelik her davranış bu unsuru gerçekleştirebilir. Diğer bir deyişle, fail tarafından öldürmeye elverişli her hareket bu unsur şartını sağlayacaktır. Tabanca, hançer veya zehir kullanılarak gerçekleşeceği gibi

boğma, yumruklama, hayvan kullanma veya sert cisimle vurma halinde de fiil gündeme gelecektir. Unutulmamalıdır ki fiil, öldürme açısından elverişli olmalıdır. Aksi takdirde öldürmeye teşebbüsten dahi söz edilemeyecektir. Kasten öldürme suçu, icrai hareketli bir suçtur. Bununla birlikte ihmali hareketle, yani yapılması gereken bir şeyin yapılmaması suretiyle ölümün meydana gelmesi halinde kasten öldürme suçundan değil, şayet kişi garantör ise, yani mağduru kurtarma konusunda yükümlülük sahibi ise kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesinden (TCK md. 83) sorumlu olur.

Bazı suç tiplerinde failin fiilinden, zaman ve mekân olarak ayrılmış neticenin gerçekleşmesi gerekmektedir. Yani dış dünyada hareketten farklı olarak bir değişiklik gündeme gelmelidir. İşte bu suçlar, neticeli suçlardır. Kasten öldürme suçu, neticeli bir suçtur. Bu netice ise yaşayan bir kimsenin ölmesidir.

Neticeli suçlarda fiil ve netice arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu bağın olmadığı takdirde kasten öldürme suçunun maddi unsuru oluşmaz. Kasten öldürme suçu da neticeli bir suç olduğundan nedensellik bağı aranacaktır. Nedensellik bağı, çoğu zaman fiil ve netice açısından sorun oluşturmaz. Ancak ölüme neden olan nedenler birden fazla ise bu takdirde nedensellik bağına bağlı bir tartışma yapılması gerekebilir.

Haksızlığın işleniş biçimi olan kast, failin maddi unsurları bilmesi ve istemesidir. Kastın bilme unsuruna kanuni tanımdaki unsurlar dahildir. Kast, icra hareketinin gerçekleştirildiği sırada söz konusu olmalıdır. Failin maddi unsurlar üzerindeki bilgisine göre kast; doğrudan kast ve olası kast olarak ikiye ayrılır. Doğrudan kast, bilme ve isteme unsurlarından oluşurken (TCK md. 21/1) olası kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların öngörülmesine rağmen fiilin işlenmesidir (TCK md. 21/2). Kasten öldürme suçunun manevi unsuru, isminden de anlaşılacağı üzere kasttır. Doğrudan kastın varlığında kişi, suçun maddi unsurlarını bilmekte ve gerçekleşmesini istemektedir. Bu suç, olası kast ile de işlenebilir. Fail, öldürme suçunun maddi unsurlarını öngörmekte ve gerçekleşmesini kabul etmektedir. Olası kastın varlığı halinde fiilin cezası açısından TCK m.21/2’ye göre değerlendirme yapılacaktır. Fail, öldürdüğü canlının insan olduğunu bilmiyorsa maddi unsurlarda hata (TCK md. 30/1) söz konusudur. Bu takdir kasten öldürme suçu değil, şartları oluşmuşsa taksirle öldürme suçu gündeme gelecektir.

Türk Ceza Kanunu’nda genel hükümler açısından kanunda düzenlenen hukuka uygunluk nedenleri, kanun hükmünü yerine getirme, amirin emri, hakkın kullanılması, meşru savunma ve ilgilinin rızasıdır. Bir suç için bu hallerden bir veya birkaçı söz konusu ise fiil, hukuka aykırı sayılmayacak, bu defa meşru bir fiilin varlığından söz edilecektir. Kasten öldürme suçu açısından kanun hükmünü yerine getirme ve meşru savunma söz konusu olabilir.

Haksızlığı gerçekleştiren kişinin ceza sorumluluğu için kusurunun bulunması gerekir. Kusurluluğu kaldıran veya azaltan haller, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik, geçici nedenler ve alkol ve uyuşturucu madde etkisinde olma, haksız tahrik, zorunluluk hali, cebir ve şiddet ve meşru savunmada korku panik ve heyecanla sınırın aşılmasıdır.

Kasten öldürme suçu, neticeli bir suç olup ölümün gerçekleşmesiyle suç tamamlanır. Kişi tarafından işlemeye kastedilen suçun doğrudan doğruya icrasına elverişli hareketlerle icrasına başlanıp elde olmayan nedenlerle tamamlanma olmazsa teşebbüs gündeme gelir (TCK md. 35).

Teşebbüsün varlığı halinde meydana gelen zararın ağırlığına göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on üç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir (TCK md. 35/2).

Fail, icra hareketinden gönüllü vazgeçer yahut neticenin gerçekleşmesini önlerse teşebbüsten değil, tamamlamış olduğu başka suçtan cezalandırılır (TCK md. 36). Kasten öldürme suçunda kişi neticenin gerçekleşmesini gönüllü olarak engellerse bu takdirde kasten öldürme suçuna teşebbüsten değil, kasten yaralama suçundan sorumlu olur.

Faillik açısından hem müşterek faillik hem de dolaylı faillik ortaya çıkabilir. Kasten öldürme suçunda şeriklik açısından hem azmettirme hem de yardım eden açısından değerlendirme yapacak olursak bir kişiye kasten öldürme suçunu işlemesi hususunda ‘’karar verdiren’’ kişi, azmettiren sıfatında iken suçun işlenişine ‘’maddi veya manevi olarak yardım eden’’ kişi yardım eden sıfatına haiz olacaktır.

İçtima açısından kasten öldürme suçunda zincirleme suç, aynı neviden fikri içtima ve farklı neviden fikri içtimadan bahsetmemiz gerekir. Bu suç açısından TCK m.43/1’ de yer alan ve “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde düzenlenen zincirleme suç, ancak mağdurun öldürülmeye çalışması sonucu neticenin gerçekleşmemesi ve daha sonradan tekrar aynı mağdura karşı icrai harekette bulunulması halinde oluşabilecektir.

Aynı neviden fikri içtima ise tek fiil ile aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesidir. Burada suçun konusu birden fazla olmalıdır. Ancak tıpkı zincirleme suç müessesesinde olduğu gibi kasten öldürme suçunda aynı neviden fikri içtima açısından istisna söz konusudur. Suç şayet kasten öldürme ise ne zincirleme suç ne de aynı neviden fikri içtima söz konusu olacaktır. Bu iki istisnanın dayanağı yukarıda da belirtildiği üzere TCK m.43/3 hükmüdür.

‘’Madde 43- (3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.’’ Farklı neviden fikri içtima, tek fiil ile en az iki farklı suçun gerçekleştirilmesi halinde söz konusudur (TCK md. 44). Farklı neviden fikri içtima halinde cezası ağır olan suçtan cezalandırma yapılır

TCK m.82: (1) Kasten öldürme suçunun;

a) Tasarlayarak,

b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,

c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,

d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı,

e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı,

g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,

i) (Ek:29/6/2005 – 5377/9 md.)Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,Kan gütme saikiyle,

j) Kan gütme saikiyle,

k) Töre saikiyle,

işlenmesi halinde kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

Kasten Öldürme Suçunda Haksız Tahrik

TCK Madde 29- (1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

Kasten Öldürme Suçunda Meşru Müdafaa

TCK Madde 25- (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

TCK m.85: “Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Taksirle öldürme suçu ile korunan hukuki değer bireylerin yaşam hakkıdır. Anayasa’ nın 17. maddesinde ‘Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.’’ şeklinde iken AİHS’ in 2. maddesinde ise ‘’ Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur.’’ şeklindedir.

Taksirle öldürme suçunun faili tüm gerçek kişiler olabilir. Taksirle öldürme suçu serbest hareketli bir suçtur. Taksirle öldürme suçu icrai ya da ihmali bir hareketle işlenebilir. Taksirin esasını ise objektif özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturmaktadır.

Suçun manevi unsuru taksir olarak düzenlenmiştir. TCK m. 22/2’de bilinçsiz taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde düzenlenmiştir. Bilinçli taksir ise TCK m. 22/3’de “Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır” şeklinde ifade edilmiştir. Suçun bilinçli taksirle gerçekleşmesi durumunda ceza, üçte birden yarısına kadar artırılmaktadır.

Taksirle öldürme suçunun nitelikli hali TCK m. 85/2’de düzenlenmiştir. Buna göre; taksirle işlenen, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

TCK m. 22/4’te taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir düzenlemesine yer verilmiştir. TCK m. 22/6’da taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması durumunda ceza verilmeyeceği; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirime gidileceği düzenlenmiştir.

Taksirle öldürme suçunun temel halinin cezası iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiştir. Fiil sonucunda birden fazla kişinin ölmesi ya da bir veya birden fazla kişinin ölmesinin yanı sıra bir ya da birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiştir.

TCK m. 50’de kısa süreli hapis cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmesi hali düzenlenmiştir. TCK m. 50/4’de taksirli suçtan dolayı hükmedilen cezanın uzun süreli hapis cezası olması durumunda dahi koşulların gerçekleşmesi durumunda adli para cezasına çevrilebilecektir.

ilgili yargıtay kararları
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 05.02.2019 TARİHLİ VE 179-60 SAYILI KARARI
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 25.06.2019 TARİHLİ VE 59-493 SAYILI KARARI
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 20.12.2018 TARİHLİ VE 659-668 SAYILI KARARI
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 23.10.2018 TARİHLİ VE 406-458 SAYILI KARARI
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 19.06.2018 TARİHLİ VE 145-286 SAYILI KARARI
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 05.03.2019 TARİHLİ VE 905-146 SAYILI KARARI
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 12.04.2016 TARİHLİ VE 1222-189 SAYILI KARARI
TAKSİR/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 16.10.2018 TARİHLİ VE 636-431 SAYILI KARARI
TAKSİRLE ÖLDÜRME SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 05.12.2017 TARİHLİ VE 698-515 SAYILI KARARI
TAKSİRLE ÖLDÜRME SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 18.09.2018 TARİHLİ VE 1254-354 SAYILI KARARI
TAKSİRLE ÖLDÜRME SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 07.02.2019 TARİHLİ VE 704-75 SAYILI KARARI

Öldürme suçunda muhakkak bir ceza avukatıyla iletişime geçilmelidir.