Kategoriler
CEZA HUKUKU

KASTEN YARALAMA SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 14.03.2019 TARİHLİ VE 95-207 SAYILI KARARI

Sanığın paspas sopası ile doktor olarak görev yapan katılanı yaralaması şeklindeki tek fiilinin hem TCK’nın 86/2, 86/3-c-e maddelerinde düzenlenen ve 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezası gerektiren kamu görevlisini silahla basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralama suçunu; hem de fiilin kalp krizi doğurmaya elverişli bir hareket olması, yaralama fiilinin taksirle de işlenebilmesi, sanığın olay tarihinde tartıştığı katılanı darbetmesi şeklindeki hareketinin iradi nitelik taşıması, kalp krizi sonucu yaşamsal tehlikeye neden olacak nitelikteki yaralama neticesini istediğine dair bir tespitin yapılamaması ve hareketiyle katılanın kalp krizi geçirmesi sonucu arasında nedensellik bağının bulunması hususları ile Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğrencisi olan ve olay tarihi itibarıyla 23 yaşındaki sanığın yaşam tecrübesi ve eğitim düzeyi gözetilip ortak tecrübeler de dikkate alındığında, 39 yaşındaki bir kişinin paspas sopası ile darbedilmesi neticesinde kalp krizi sonucunun meydana gelebileceğini öngörebilmesi ve sanığın öngörülebilir neticeyi öngörememesi nedeniyle aynı Kanun’un 89/2-e maddesinde düzenlenen ve 4 ay 15 günden 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezası gerektiren taksirle nitelikli yaralama suçunu oluşturması, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle silahla basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde kasten yaralama suçu için öngörülen cezanın, sonucu bakımından ağır olan taksirle nitelikli yaralama suçu için öngörülen cezadan daha fazla olması karşısında; TCK’nın 44. maddesindeki farklı neviden fikri içtima hükmü de gözetilerek en ağır cezayı gerektiren TCK’nın 86/2, 86/3-c-e maddeleri kapsamındaki kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/2. maddesi uyarınca, Aynı Kanun’un 89/2-e maddesinde öngörülen cezanın alt ve üst sınırları dikkate alınarak belirlenecek olan temel cezanın, Aynı Kanun’un 86/3-c-e maddesi uyarınca yarı oranında artırılarak sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği kabul edilmelidir.