Kategoriler
CEZA HUKUKU

İFTİRA SUÇU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 30.04.2019 TARİHLİ VE 193-351 SAYILI KARARI

ÖZET: İftira suçunun oluşabilmesi için, sanığın hukuka aykırı fiil isnat ettiği kişinin bu fiili işlemediğini bilmesi gerekmekte olup, belirli olay veya olgulardan yola çıkarak isnat ettiği fiilin katılan tarafından işlendiği inancı ve şüphesi ile ihbarda bulunan sanığın maddi vakalara dayandığı anlaşılan iddialarının, Anayasa’nın 36, 40 ve 74. maddeleri kapsamında ihbar ve şikâyet hakkı niteliğinde olduğu, bu bağlamda anayasa ile güvence altına alınmış bir hakkını kullanan sanığın suç kastı ile hareket ettiğinden de söz edilemeyeceği anlaşıldığından, sanığa atılı iftira suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin iftira suçunu oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkin olup Yerel Mahkemece verilen mahkûmiyet hükmünün Özel Dairece onanmasından sonra 26.08.2016 tarihinde öldüğü anlaşılan sanığın, Özel Daire onama kararının isabetli olmadığı sonucuna ulaşılması hâlinde hukuki durumunun belirlenmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından; Sanık N.A. 04.09.2007 tarihinde şikâyetçi sıfatıyla L. Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçesi ve bu dilekçesini açıklayan beyanında; B. Köyü muhtarı olan katılan İ.K.’nin köylüden 29,50 TL kesim parası toplaması gerekirken fazladan kişi başına 0,50 TL para topladığını ve söz konusu paraları nereye harcadığını gösteren makbuzu ibraz etmediğini, ayrıca katılanın Ç. mevkinde şahsi olarak 30 ster odun hazırlattığını belirtip şikâyetçi olması üzerine L. Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan hakkında soruşturma başlatıldığı, yapılan soruşturma neticesinde şikâyete konu odunların L. Orman İşletme Şefliğine ait olduğu, fazladan toplandığı iddia edilen 0,50 TL paraya ilişkin olarak makbuz kesilip köye gelir kaydedildiği gerekçeleriyle katılan hakkında 18.01.2008 tarih ve …/…. sayı ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar veridiği, bunun üzerine sanık hakkında iftira suçundan soruşturmaya başlanıldığı, 05.07.2007 tarihli “Zati Yakacak İhtiyacı” başlıklı tutanağa göre; 2007 yılı köy keseneği için alınan karar doğrultusunda hane başına 30 TL’nin makbuz karşılığında orman dairesine yatırılacağı, odunun kesilip star yapılması için 10 star için 210 TL’nin kesim yapan işçilere ödenmesine karar verildiği, 04.09.2007 tarihli teslim tesellüm tutanağına göre;

L. Cumhuriyet Başsavcılığına verilmiş olan şikâyet dilekçesine istinaden yapılan inceleme ve araştırmada, kesim sahasında 30 siter civarında gürgen ve meşe karışımı 8-23 kuturlarında karışık vaziyette duran ve durumu tespit edilemeyen odunların orman muhafaza memurlarına teslim edildiği, 04.09.2007 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağına göre; yapılan araştırma ve inceleme neticesinde, Ç. Köyünden B. Köyüne doğru 2 km mesafede Ç. mevki olarak geçen bölgede, yolun gidiş istikametinin sağ tarafında yaklaşık 30 ster olabileceği değerlendirilen orman envalinin bulunduğu, ağaç motoru ile kesilen ağaçların damgasız olduğu, olay yerinde ağaç kesimiyle ilgili iz ve emarenin bulunmadığı, V. Orman İşletme Müdürlüğü L. Orman İşletme Şefliğinin 06.09.2007 tarihli ve “Kesim Alanı” konulu yazısında; orman köylüsüne zati yakacak ihtiyacı için hane başına 10 ster odun verildiğinin, bir ster odun bedeli KDV dahil 2,95 TL olmak üzere toplamda hane başından 29,50 TL tahsil edildiğinin belirtildiği, 03.10.2007 tarihli muhakkik raporunda, köy muhtarı olan İ.K. hakkında soruşturma izni verilmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerektiği görüşüne yer verildiği,

L. Kaymakamlığı’nın 08.10.2007 tarihli kararı ile L. B. Muhtarı İ.K. hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verildiği, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılarak çıkartılan güncel nüfus kayıt örneğinde, sanık N.A.’nın, mahkûmiyet hükmünün Özel Dairece onanmasından sonra; onama ilamına yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının Ceza Genel Kurulunca incelenmesinden önce 26.08.2016 tarihinde öldüğü bilgisinin yer aldığı, Anlaşılmıştır. Katılan İ.K.; B. Köyü muhtarı olduğunu, bir önceki muhtar olan sanığın muhtarlığı kaybettikten sonra kendisiyle ilgili asılsız şikâyetlerde bulunmaya başladığını, en son olarak orman idaresine ait Ç. mevkindeki 30 ster odunu, kaçak olarak hazırlattığını, köylülerden keyfi olarak fazla para topladığını iddia ederek kendisi hakkında şikâyette bulunduğunu, ancak yapılan araştırma neticesinde suçsuz olduğunun anlaşıldığını, sanığın kendisine iftira attığını, Tanık S.D.; sanığın ifadesinde geçen ve Ç. mevkinde bulunan 30 ster odunun, L. Orman İşletme şefliğine ait olduğunu, bu odunların V.’ye gönderilmek üzere hazırlandığını, odunların arazi üzerinde araçların yanaşabildiği en müsait noktalara toplandığını, Ç. mevkinde bulunan 30 ster odunun da bu nedenle belirtilen bölgeye bırakıldığını, odunların kesimci olarak görev yapan tanık E.K.’ye hazırlatıldığını, Tanık A.D.; sanığın şikâyet dilekçesinde geçen ve şikâyet tarihi itibarıyla Ç. mevkinde bulunduğu belirtilen odunların, şeflikçe V. V. fabrikasına gönderilmek üzere L. Orman İşletme Şefliğince hazırlatıldığını, sanığın iddialarının doğru olmadığını, odunların orman işletme müdürlüğü talimatı ile tanık E. tarafından hazırlandığını, Tanık E.K.; orman işletme şefi M.K.’nin Ç. Köyü üretim sahasında odun kesmesini söylediğini,

bunun üzerine 30 ster odun hazırladığını, bu odunların orman dairesinin teslim edeceği miktarda meydana gelen açıktan dolayı yapıldığını, Beyan etmişlerdir. Sanık N.A.; L. Belediyesinde bekçi olarak çalıştığını, 30.08.2007 ve 04.09.2007 tarihleri arasında belediyeden izin alarak İ.’ye gittiğini, bu tarihlerde L. ilçesinde olmamasına rağmen orman işletme şefliğince hakkında 10 ster odun aldığına ilişkin nakliye tezkeresi kesildiğini, nakliye tezkeresinin belirtilen tarihlerde geçerli olması nedeniyle odununu getiremediğini, daha sonra nakliye tezkeresi talebinde bulunduğunu ancak hava şartları müsait olmadığı için odununu alamadığını, hatta hâlen ormanda olduğunu, nakliye tezkeresinde isminin altına atılmış olan imzayı kimin attığını bilmemesi nedeniyle kendi adı kullanılarak odun getirildiği düşüncesine kapıldığını, bu nedenle orman idaresinin usulsüz işlem yaptığına ve katılana 30 ster civarında odun hazırlatıldığına yönelik şikâyetçi olduğunu, bu odunların orman idaresine ait olamayacağını düşündüğünü, kesim yapılan alan ile odunun toplandığı alanın mesafesinin çok fazla olduğunu, ayrıca orman alanlarının bölüm bölüm olduğunu, buna makta makta ayrılmış alan denildiğini, bir alanda kesilen odunun yakın alanda toplanması gerektiğini, bu işte katılanın parmağının olacağını düşündüğünü,

bunun dışında köy karar defterinde katılan tarafından fazladan toplanan paranın köye gelir kaydedileceğine dair bir ibare bulunmadığından, bu paranın muhtar olan katılan tarafından değişik işlerde kullanıldığı düşüncesine kapıldığını, ancak paranın nerede kullanıldığını tam olarak bilemediğini, katılanın görevini kötüye kullandığını düşündüğünü, kimseye iftira atmadığını, her ne kadar tanıklar beyanlarında Ç. mevkinde arazinin engebeli olması nedeni ile odunların uzak mesafeye bırakıldığını belirtmişlerse de, aradaki mesafe çok uzun olduğundan araçların daha yakın noktalara yanaşabileceklerini, bu nedenle aleyhe olan beyanları kabul etmediğini savunmuştur. … Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığın, B. Köyü muhtarı olan katılanın, köylüden 29,50 TL kesim parası toplaması gerekirken 30 TL alıp fazladan kişi başına 0,50 TL para topladığını ve söz konusu parayı nereye harcadığını gösteren makbuzu ibraz etmediğini, ayrıca katılanın Ç. mevkinde şahsi olarak 30 ster odun hazırlattığını belirterek şikâyette bulunması üzerine katılan hakkında L. Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı, Kaymakamlık makamı tarafından soruşturma izni verilmemesi üzerine L. Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan hakkında 4483 sayılı Kanun’un 15/1. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine iddialarına istinaden sanık hakkında iftira suçundan cezalandırılmasıyla istemiyle kamu davası açıldığı olayda; Sanığın, hane başına 29,50 TL para toplanması gerekirken katılan tarafından 30,00 TL toplandığı iddiasına yönelik yapılan araştırmada,

L. Orman İşletme Şefliğinin 06.09.2007 tarihli üst yazısında, zati ihtiyaç için hane başı 29,50 TL’nin tahsil edildiğinin belirtildiği, 05.07.2007 tarihli köy karar defterinde ise hane başına 30 TL alınıp makbuz karşılığında orman idaresine yatırılacağının yazılı olduğu, söz konusu bu kararın da şikâyet tarihinden sonra köy defterine işlendiği, ayrıca sanığın bir diğer iddiası olan Ç. mevkinde 30 ster odun hazırlatıldığına ilişkin şikâyetinin ise 04.09.2007 tarihli olay yeri görgü ve tespit ile aynı tarihli teslim ve tesellüm tutanaklarında da belirtildiği üzere maddi vakalara dayandığı anlaşılmıştır. İftira suçunun oluşabilmesi için, sanığın hukuka aykırı fiil isnat ettiği kişinin bu fiili işlemediğini bilmesi gerekmekte olup, belirli olay veya olgulardan yola çıkarak isnat ettiği fiilin katılan tarafından işlendiği inancı ve şüphesi ile ihbarda bulunan sanığın maddi vakalara dayandığı anlaşılan iddialarının, Anayasa’nın 36, 40 ve 74. maddeleri kapsamında ihbar ve şikâyet hakkı niteliğinde olduğu, bu bağlamda anayasa ile güvence altına alınmış bir hakkını kullanan sanığın suç kastı ile hareket ettiğinden de söz edilemeyeceği anlaşıldığından, sanığa atılı iftira suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir. Öte yandan, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılarak alınan güncel nüfus kayıt örneğinde, sanığın, mahkûmiyet hükmünün Özel Dairece onanmasından sonra; onama ilamına yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının Ceza Genel Kurulunca incelenmesinden önce, 26.08.2016 tarihinde öldüğü bilgisi yer aldığından, ölümle ilgili mahallinde araştırma yapılarak karar verilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına verilmelidir.

(CGK, 30.04.2019 tarihli ve 193-351 sayılı)