Kategoriler
CEZA HUKUKU

BAŞKASINA AİT KİMLİK VEYA KİMLİK BİLGİLERİNİN KULLANILMASI/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 29.09.2015 TARİHLİ VE 609-290 SAYILI KARARI

ÖZET: Sanığın çaldığı cep telefonunu şikâyetçiye ait üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ehliyet fotokopisini vererek sattığı olayda, başkasına ait kimlik bilgilerinin soruşturma veya kovuşturma yapmaya yetkili adli makamlara verilmemesi nedeniyle başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının kabulü gerekmektedir.

İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Sanığın A.’ya ait cep telefonunu, oğlunun arkadaşı olduğundan bahsederek bir yeri aramak amacıyla aldığı ve bir daha da iade etmediği, telefonu aynı gün ikinci el cep telefonu alım satım işiyle uğraşan tanık Z.’ye satmak için götürdüğü, işyeri sahibi tanığın faturası olmayan cep telefonunu almak için kimlik istemesi üzerine sanığın yanında bulunan kimlik bilgileri müşteki O.’ya ait üzerinde kendi fotoğrafı yapıştırılı ehliyet fotokopisini vererek cep telefonunu sattığı, Müşteki O.; ehliyet fotokopisindeki kimlik bilgilerinin kendisine, ancak üzerindeki fotoğrafın evine gidip gelen arkadaşı sanık A.’ya ait olduğunu beyan ettiği, Sanık ise; iddianamedeki olayın doğru olduğunu, telefonu satmaya gittiği sırada üzerinde müşteki O.’nun ehliyet fotokopisi olduğunu, kendi fotoğrafını üzerine koyup fotokopisini çektiğini ve bu fotokopiyi telefoncuya verdiğini, telefoncunun “ben bunu ancak bir kimlik ile satın alabilirim” demesi üzerine bu yola başvurduğunu, suçunu gizlemek için yapmadığını, ayrıca asker kaçağı da olduğunu savunduğu, Anlaşılmaktadır.

Adliyeye karşı suçlar bölümünde düzenlenen 5237 sayılı TCK’nın “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması“ başlıklı 268. maddesi;

“İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş, madde gerekçesinde bu suçun iftira suçunun özel bir işleniş şekli olduğu ifade edilmiştir.

Kanuni düzenlemeye göre, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması yaptırıma bağlanmıştır. Buna göre, failin işlediği suç nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma veya kovuşturmada, kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, bu suçla ilgili muhakeme sürecini yürüten yetkili makamlara gerçekte var olan bir başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini kendi bilgileriymiş gibi vermesi halinde suç oluşacaktır. Başka bir anlatımla suçun oluşabilmesi için eylemin adli soruşturma ve kovuşturmayı yürütmekle görevli yetkili mercilere yönelik olarak yapılması gerekmektedir. Öte yandan, suçun oluşumu için, daha önce işlenmiş bir suçun varlığı da şarttır. Fail işlemiş olduğu suç nedeniyle ve suçu işledikten sonra soruşturma ve kovuşturmanın kendisine yönelmesini engellemek için kimliğini gizleme gayreti içine girmeli ve başkasına ait olduğunu bildiği kimlik veya kimlik bilgilerini yetkili mercilere vermelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın çaldığı cep telefonunu müşteki O.’ya ait üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ehliyet fotokopisini vererek sattığı olayda, başkasına ait kimlik bilgilerinin soruşturma veya kovuşturma yapmaya yetkili adli makamlara verilmemesi nedeniyle başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun unsurları itibariyle oluşmadığının kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, itirazın kabulü ile Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün sanığın üzerine atılı başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun unsurları itibariyle oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

(CGK, 29.09.2015 tarihli ve 609-290 sayılı)