Kategoriler
CEZA HUKUKU

213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU/YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 08.11.2018 TARİHLİ VE 427-517 SAYILI KARARI

1- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227/3. maddesindeki düzenlemenin idari, mali ve vergisel denetimlerin kolaylığını, denetim sonucunda uygulanacak vergi cezalarının belirliliğini ve ticari hayatın işlerliğini sağlamak maksadını taşıdığı, Vergi Usul Kanunu’nun bir bütün hâlinde değerlendirilmesi sonucunda, Kanun’un da şekil şartları eksik faturayı hukuk dünyasında meydana gelmemiş bir belge olarak kabul etmediği, yalnızca mükellef hakkında idare tarafından yapılan denetimlerde usul hükümlerine riayet edilmeden hazırlanmış belgeleri düzenlenmemiş sayarak ilgili denetimlerde bu belgeleri dikkate almamak için “hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki ibareye yer verdiği, anılan düzenlemenin ceza hukuku kapsamına giren ve yargılamasının adli makamlarca neticeye bağlanması zorunlu olan aynı Kanun’daki kaçakçılık suçlarına yönelik bir düzenleme olmadığı, ayrıca VUK’un 359/b. maddesinin son cümlesindeki sahte belge tanımı göz önüne alındığında, aynı Kanun’un 227/3. maddesindeki düzenlemenin, TCK’daki sahtecilik suçlarında aranan belgenin şekli denetimini de içermediği, bu bağlamda VUK’un 359/b. maddesinde düzenlenen sahtecilik kavramının TCK’daki sahtecilik düzenlemesinden ayrıldığı, belirtilen nedenlerle faturaların, yalnızca Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen şekil şartlarına ilişkin zorunlu bilgileri taşıyıp taşımadığının denetlenmesi maksadıyla getirtilmesine gerek olmadığı kabul edilmelidir. 2- Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin asıl mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği dile getirilmiş olup gerekçesinde de; vergiyi doğuran olay ve işlemleri ispatlamanın sadece defter ve belge gibi maddi ve biçimsel delillerle değil, her türlü delil ile tespit edilebileceği öngörülerek defter ve belgeler dışında kalan her türlü ispatlama aracıyla da ispatın mümkün olduğunun belirtilmesi karşısında, sahte fatura kullanma suçlarında beyanname ekinde ibraz edilme zorunluluğu bulunmayan faturaların elde olmaması hâllerinde, dosya kapsamındaki mevcut diğer deliller mahkemelerce değerlendirilerek sanığın, atılı suçu işlediği yönünde kesin sonuca ulaşılması durumunda, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulabileceği mümkün görülmüştür. Böylece CMK’nın 217/2. maddesinde yer alan “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.” şeklindeki genel kuraldan ayrılmayı gerektiren bir durum da söz konusu olmamıştır.